HMK m. 227/2, yemin teklif edilen kimse yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer tarafın teklifinden vazgeçemeyeceğini düzenlemektedir. Peki, yemin teklif eden taraf, karşı tarafın yemin etmeye hazır olduğunu bildirmesinden 'önce' teklifinden serbestçe vazgeçebilir mi? Bu durumun, davanın diğer delillerle ispatına etkisini ve HMK'nın genel ruhu (usul ekonomisi, dürüstlük kuralı) açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79514

Evet, yemin teklif eden taraf, karşı tarafın (yemin edecek olanın) yemini edaya hazır olduğunu açıkça bildirmesinden veya mahkemenin bu yönde bir tespitte bulunmasından 'önce' yemin teklifinden serbestçe vazgeçebilir. HMK m. 227/2'deki yasak, karşı tarafın yemini kabul etmesiyle birlikte doğan 'usuli kazanılmış hak'kı korumaya yöneliktir. Karşı taraf teklifi kabul etmeden önce, böyle bir kazanılmış hak veya korunması gereken bir güven oluşmamıştır. Yemin teklifinden bu aşamada vazgeçilmesi, davanın diğer delillerle ispatı sürecini etkilemez. Taraf, yemin delilinden vazgeçmiş olur ve iddiasını veya savunmasını başta dayandığı diğer delillerle (tanık, belge, bilirkişi vb.) ispatlamaya devam eder. Bu durum, HMK'nın genel ruhuna da uygundur. Zira yemin, son çare olarak başvurulan ve uyuşmazlığı kesin olarak sonlandıran bir delildir. Tarafın, yemine başvurmadan önce diğer delillerle sonuca ulaşabileceğini düşünerek bu teklifini geri çekmesi, hem gerçeğin maddi delillerle ortaya çıkmasına hizmet edebilir hem de tarafları yeminin ağır manevi yükünden kurtarabilir. Bu, usul ekonomisine de aykırı değildir; aksine, potansiyel olarak daha uzun sürecek yemin prosedürünü (davetiye, ihtar, yemin metni hazırlığı) ortadan kaldırabilir. Ancak bu vazgeçme hakkı, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak, sırf yargılamayı uzatmak veya karşı tarafı yanıltmak amacıyla kullanılmamalıdır. Mahkeme, bu tür kötü niyetli bir kullanımı tespit ederse, gerekli usuli yaptırımları uygulayabilir.