Çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davasında (TTK m. 732) davalı düzenleyen, çekin 'hatır çeki' olduğunu, yani temel bir borç ilişkisine dayanmadığını ve bu nedenle sebepsiz zenginleşmediğini iddia etmektedir. Bu savunmanın ispat yükü kime aittir ve bu iddia hangi tür delillerle ispatlanabilir? Çeki ciro yoluyla devralan ve temel ilişkiden haberdar olmayan iyi niyetli hamile karşı bu definin ileri sürülmesi mümkün müdür?
TTK m. 732/4 uyarınca, çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davasında, düzenleyenin zenginleşmediğini ispat yükü kendisine aittir. Dolayısıyla, çekin 'hatır çeki' olduğu ve bu nedenle bir zenginleşme olmadığı iddiasını ispatlama külfeti davalı düzenleyene düşer. Davacı hamilin, sadece senedin hamili olduğunu ve senede dayalı hakkını (zamanaşımı vb. nedenlerle) kaybettiğini ispatlaması yeterlidir. Hatır çeki iddiasının ispatı, HMK'daki genel ispat kurallarına tabidir. Çek, bir borç ikrarını içeren yazılı bir belgedir. Bu yazılı belgenin aksinin (yani borcun aslında olmadığını) ispatı, kural olarak yine yazılı bir delille (karşı tarafın imzasını taşıyan bir belge, adi veya resmi senet) mümkündür. Eğer yazılı delil yoksa, davalı düzenleyen, davacı hamile karşı 'yemin' deliline başvurabilir. Tanık delili ise, ancak HMK m. 202 kapsamında bir 'delil başlangıcı' (örneğin, taraflar arasındaki mesajlaşmalar, e-postalar) varsa dinlenebilir. Hatır ilişkisi genellikle lehtar ile düzenleyen arasındadır. Çeki ciro yoluyla devralan hamil, kural olarak bu temel ilişkiden bağımsızdır ve senedin soyutluğu ilkesi gereği, temel ilişkideki sakatlıklardan etkilenmez. Ancak, TTK m. 687 uyarınca, hamil çeki iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket etmişse', düzenleyen, lehtara karşı ileri sürebileceği kişisel def'ileri (hatır def'i gibi) hamile karşı da ileri sürebilir. Hamilin, çekin hatır çeki olduğunu bilerek ve düzenleyenin zararına olacak şekilde devraldığını ispat yükü ise bu def'iyi ileri süren düzenleyene aittir. Bu ispat oldukça zordur. Dolayısıyla, iyi niyetli (kötü niyeti ispatlanamamış) bir hamile karşı hatır def'inin ileri sürülmesi ve buna dayalı olarak sebepsiz zenginleşme davasının reddedilmesi pratikte pek mümkün değildir.