Müşterek veya iştirak halinde mülkiyete konu olan bir mal üzerinde, maliklerden birinin diğer maliklerin rızası olmaksızın malı kendi yararına kullanması veya satması durumunda, TCK m. 155'te düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun unsurları oluşur mu? TCK m. 155'in gerekçesinde yer alan 'müşterek veya iştirak halinde malik olanlar birbirlerine karşı güveni kötüye kullanma suçunu işleyemezler' ifadesinin hukuki temelini, 'başkasına ait mal' unsuru ve mülkiyet hakkının niteliği açısından tartışınız. Bu durumda maliklerin başvurabileceği hukuki yollar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79502

TCK m. 155'te düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun maddi konusunu, 'başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal' oluşturur. Suçun en temel unsurlarından biri, failin tasarrufta bulunduğu malın 'başkasına ait' olmasıdır. Müşterek (paylı) mülkiyette (TMK m. 688) veya iştirak (elbirliği) halinde mülkiyette (TMK m. 701), her bir malik malın tamamı üzerinde, belirli bir payla veya pay olmaksızın hak sahibidir. Dolayısıyla, maliklerden biri için mal, tamamen 'başkasına ait' bir mal değildir; kendisinin de üzerinde mülkiyet hakkı bulunmaktadır. TCK m. 155'in gerekçesinde belirtilen 'müşterek veya iştirak halinde malik olanlar birbirlerine karşı güveni kötüye kullanma suçunu işleyemezler' ifadesinin hukuki temeli de budur. Suçun 'başkasına ait mal' unsuru tam olarak gerçekleşmemektedir. Maliklerden biri, diğerinin rızası olmaksızın malı satsa veya kullansa dahi, kısmen de olsa kendi malı üzerinde tasarrufta bulunmuş sayılır. Bu eylem, hukuka aykırı olmakla birlikte, ceza hukuku anlamında güveni kötüye kullanma suçunun tipiklik unsurunu karşılamaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Ancak bu, eylemin yaptırımsız kalacağı anlamına gelmez. Diğer malikler, ceza hukuku yoluna değil, hukuk mahkemelerine başvurmalıdır. Başvurulabilecek hukuki yollar şunlardır: 1) Haksız el atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası. 2) Malın satılması durumunda, kendi paylarına düşen bedelin tazmini için sebepsiz zenginleşme veya haksız fiil hükümlerine dayalı alacak davası. 3) Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası açarak mülkiyet ilişkisini sonlandırma. 4) Kullanımdan men edilen diğer paydaşların, kullanan paydaştan ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep etmesi. Sonuç olarak, paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi mallarda ortaklardan birinin yaptığı yetkisiz tasarruflar, ceza hukuku değil, özel hukuk alanında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklardır.