İİK m. 264, dava açılmadan veya takip başlatılmadan önce ihtiyati haciz kararı alan alacaklının, haczin uygulanmasından (veya tutanağın tebliğinden) itibaren 'yedi gün içinde' ya takip talebinde bulunması ya da dava açması gerektiğini, aksi halde ihtiyati haczin hükümsüz kalacağını düzenlemektedir. Bu 'yedi günlük' sürenin hukuki niteliği (hak düşürücü süre mi, düzenleyici süre mi?) ve bu sürenin kaçırılmasının, daha sonra aynı alacak için yeniden ihtiyati haciz istenmesine engel olup olmadığını, 'usuli kazanılmış hak' ve 'hakkın kötüye kullanılması' ilkeleri çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79500

İİK m. 264'te öngörülen yedi günlük süre, 'hak düşürücü' bir süredir. Bu sürenin amacı, borçlunun malvarlığı üzerindeki geçici ve ağır bir tedbir olan ihtiyati haczin, uzun süre askıda kalarak belirsizlik yaratmasını önlemek ve alacaklıyı bir an önce esas takibi veya davayı başlatmaya zorlamaktır. Hak düşürücü süre olduğundan, mahkemece re'sen dikkate alınır ve bu sürenin geçirilmesiyle ihtiyati haciz kendiliğinden, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın hükümsüz hale gelir (kalkar). Sürenin kaçırılmasıyla ihtiyati haczin hükümsüz kalması, alacaklının alacak hakkını ortadan kaldırmaz. Alacaklı, ana alacağı için genel zamanaşımı süreleri içinde dava açma veya takip yapma hakkını muhafaza eder. Peki, aynı alacak için yeniden ihtiyati haciz isteyebilir mi? Kural olarak, kanunda bunu engelleyen açık bir hüküm yoktur. İlk ihtiyati haciz, esasa ilişkin bir inceleme sonucu değil, usuli bir sürenin kaçırılması nedeniyle kalkmıştır. Bu nedenle, ilk kararın borçlu lehine bir 'usuli kazanılmış hak' veya 'kesin hüküm' oluşturduğu söylenemez. Alacaklı, alacağı ve ihtiyati haciz şartları (İİK m. 257) varlığını koruyorsa, yeniden teminat yatırarak ve harç ödeyerek ihtiyati haciz talep edebilir. Ancak, bu hakkın kullanımı 'hakkın kötüye kullanılması' (TMK m. 2) yasağı ile sınırlıdır. Eğer alacaklı, bu yolu sistematik olarak borçluyu taciz etmek veya zarara uğratmak amacıyla kullanıyorsa, mahkeme ikinci veya sonraki talepleri hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirip reddedebilir. Yargıtay'ın genel eğilimi de, sürenin kaçırılmasıyla kalkan haczin, alacağın esasına ilişkin bir karar olmadığından, koşulları varsa yeniden ihtiyati haciz istenmesine engel olmadığı, ancak somut olayın özelliklerine göre hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiği yönündedir.