Bir trafik kazası sonucu vefat eden kişinin desteğinden yoksun kalanların açtığı tazminat davasında, haksız fiilin aynı zamanda ceza kanunları uyarınca daha uzun bir zamanaşımı süresi öngören bir suçu (taksirle ölüme neden olma) oluşturması halinde, TBK m. 72 uyarınca hangi zamanaşımı süresi uygulanır? Bu 'uzamış ceza zamanaşımı' süresinin, zarardan müteselsilen sorumlu olan ve cezai sorumluluğu bulunmayan 'trafik sigortacısı' aleyhine açılan davalarda da uygulanıp uygulanamayacağı konusundaki Yargıtay içtihatlarındaki değişimi ve mevcut durumu açıklayınız.
TBK m. 72, haksız fiillerden doğan tazminat talepleri için iki tür zamanaşımı süresi öngörür: öğrenmeden itibaren 2 yıl (sübjektif süre) ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl (objektif süre). Ancak aynı maddenin son cümlesi, 'Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır' hükmüyle önemli bir istisna getirir. Buna 'uzamış (ceza) zamanaşımı' denir. Trafik kazası sonucu ölüm, aynı zamanda TCK m. 85 uyarınca 'taksirle ölüme neden olma' suçunu oluşturur. Bu suçun TCK m. 66/1-d'deki temel dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Dolayısıyla, destekten yoksun kalanların, haksız fiil failine (sürücü, işleten) karşı açacakları tazminat davasında, TBK m. 72 uyarınca 10 yıllık süre değil, daha uzun olan 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi uygulanır. (Yargıtay 11.HD 22.10.2024 T, 2024/4512 E., 2024/7461 K. gibi kararlar bu yöndedir). Uzamış ceza zamanaşımının, cezai sorumluluğu olmayan trafik sigortacısına uygulanıp uygulanamayacağı konusu Yargıtay içtihatlarında uzun süre tartışmalı kalmıştır. Yargıtay'ın eski görüşü, uzamış ceza zamanaşımının şahsi bir nitelik taşıdığı ve sadece cezai sorumluluğu olan failler için uygulanabileceği, sigortacının sorumluluğunun sözleşmesel olduğu ve bu nedenle sigortacıya karşı açılan davalarda Karayolları Trafik Kanunu'ndaki (KTK) özel zamanaşımı sürelerinin veya TBK'daki genel 10 yıllık sürenin uygulanması gerektiği yönündeydi. Ancak Yargıtay, özellikle Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla bu görüşünü değiştirmiştir. Mevcut ve yerleşik içtihada göre, KTK m. 109/2'nin atfı ve haksız fiil zincirinin bir bütün olduğu, sigortacının sorumluluğunun haksız fiil failinin sorumluluğuna bağlı olduğu gerekçesiyle, uzamış ceza zamanaşımı süresi, zarardan müteselsilen sorumlu olan trafik sigortacısı aleyhine açılan davalarda da uygulanır. Dolayısıyla, güncel hukuki duruma göre, taksirle ölüme neden olma suçundan kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davası, hem haksız fiil failine hem de onun trafik sigortacısına karşı 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde açılabilir.