Anayasa Mahkemesi'nin 2014/15345 başvuru numaralı kararında, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinin içeriğinin, Anayasa m. 24/4'te belirtilen 'din kültürü ve ahlak öğretimi' sınırlarını aşarak 'din eğitimi ve öğretimi' niteliğine büründüğü sonucuna varılmıştır. AYM'nin bu iki kavram arasında yaptığı ayrımın temel kriterleri nelerdir? Bir dersin 'eğitim' niteliği taşıdığı tespiti yapıldığında, Devlet'in Anayasa ve AİHS'den doğan pozitif yükümlülükleri (örneğin, muafiyet hakkı) nasıl şekillenmektedir? Bu bağlamda, muafiyet talebi için kişilerden dini veya felsefi inançlarını açıklamalarını istemek, Anayasa'nın hangi 'çekirdek hakkını' ihlal eder?
Anayasa Mahkemesi'nin 2014/15345 sayılı kararında ve atıf yapılan İHAM kararlarında (Hasan ve Eylem Zengin/Türkiye), 'din kültürü ve ahlak öğretimi' ile 'din eğitimi ve öğretimi' arasında yapılan ayrım kritik öneme sahiptir. Temel kriterler şunlardır: 1) Objektiflik ve Çoğulculuk: 'Din kültürü ve ahlak öğretimi', dinleri ve inançları nesnel, eleştirel, rasyonel ve çoğulcu bir bakış açısıyla, bir fenomen olarak tanıtmayı amaçlar. 'Din eğitimi ve öğretimi' ise belirli bir dinin veya inancın telkinini, benimsetilmesini ve ibadet pratiklerinin öğretilmesini hedefler. 2) Amaç: Kültür öğretiminin amacı bilgilendirmek, genel kültür kazandırmaktır. Eğitimin amacı ise inandırmak ve o inancın gereklerine göre bireyi şekillendirmektir. AYM, DKAB ders müfredatının baskın bir şekilde İslam'ın Sünni yorumuna odaklanması ve ibadetleri öğretmesi nedeniyle 'öğretimin ötesine geçerek eğitim içeriğine sahip olduğu' sonucuna varmıştır. Bir dersin 'din eğitimi' niteliği taşıdığı tespit edildiğinde, bu ders Anayasa m. 24/4'ün son cümlesi uyarınca zorunlu olmaktan çıkar ve 'ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı' hale gelir. Bu durumda Devlet'in pozitif yükümlülüğü, bu dersi almak istemeyen ebeveynlere, herhangi bir gerekçe sunmalarına veya inançlarını açıklamalarına gerek kalmaksızın, koşulsuz bir muafiyet hakkı veya alternatif ders seçme gibi seçenekler sunmaktır. Muafiyet talebi için kişilerden dini veya felsefi inançlarını (örneğin 'Ateistim', 'Aleviyim') açıklamalarını istemek veya bu yönde bir belge talep etmek, Anayasa'nın 24. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen ve m. 15 uyarınca savaş halinde dahi dokunulamayan çekirdek haklardan olan 'kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaması' hakkını doğrudan ihlal eder.