TCK m. 155/2'de düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ile TCK m. 247'de düzenlenen zimmet suçu, failin zilyetliğindeki mal üzerinde tasarrufta bulunması bakımından benzerlik göstermektedir. Bu iki suçu birbirinden ayıran temel kriter olan 'kamu görevlisi' sıfatı ve 'görevi nedeniyle zilyetliğin devredilmiş olması' unsurlarını, Yargıtay içtihatları ışığında analiz ediniz. Özellikle, bir kamu kurumunda sözleşmeli olarak çalışan ve görevi gereği kendisine teslim edilen demirbaşları satan bir personelin eylemi, bu iki suç tipinden hangisinin kapsamına girer? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79481

TCK m. 155/2'deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ile TCK m. 247'deki zimmet suçu arasındaki temel ayrım, failin hukuki statüsü ve malın zilyetliğinin devir nedeninde yatmaktadır. Zimmet suçu, özgü bir suç olup yalnızca 'kamu görevlisi' tarafından işlenebilir. TCK m. 6/1-c'ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Güveni kötüye kullanma suçunun faili ise herhangi bir kişi olabilir. İkinci ve en önemli ayrım noktası, malın zilyetliğinin faile 'görevi nedeniyle' devredilmiş olmasıdır. Zimmet suçunun oluşabilmesi için malın, kamu görevlisine görevinin normal fonksiyonu icabı, görevin ifası için tevdi ve teslim edilmiş olması gerekir. Eğer mal, kamu görevlisine görevi dışında, kişisel bir güven ilişkisi (örneğin ariyet, kira) nedeniyle teslim edilmişse ve fail bu malı sahiplenirse, eylem zimmet değil, güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Somut olayda, bir kamu kurumunda sözleşmeli olarak çalışan personel, TCK m. 6/1-c anlamında 'kamu görevlisi' sayılır. Kendisine 'görevi gereği' (örneğin, ofis kullanımı için) teslim edilen demirbaşları satması, malın zilyetliğinin görevi nedeniyle devredilmiş olması koşulunu karşılar. Fail, kamu görevlisidir ve malvarlığı üzerindeki tasarrufu görevinin sağladığı zilyetlik yetkisini kötüye kullanmak suretiyle gerçekleşmiştir. Bu nedenle eylem, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/2) değil, zimmet (TCK m. 247) suçunu oluşturur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir; belirleyici olan, mal üzerindeki zilyetliğin kaynağının görevin ifası olup olmadığıdır.