7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan bir kamu görevlisi adayının açacağı iptal davasında, idarenin 'istihbari bilgi' olarak nitelendirdiği ve somut olgusal verilere dayanmayan tespitlerin, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'masumiyet karinesi' ve 20. maddesindeki 'özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması' ilkeleri karşısındaki hukuki değeri nedir? Danıştay'ın bu konudaki yerleşik içtihatları, özellikle Danıştay 8. Daire'nin 2020/5325 E. sayılı kararı gibi kararlar, bu tür 'olgusal dayanağı olmayan' verilere dayalı idari işlemlerin akıbetini nasıl şekillendirmektedir?
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 7315 sayılı Kanun ile yasal zemine oturtulmuş bir idari işlemdir. Ancak bu işlem, Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetleri sınırlayıcı bir nitelik taşıdığından, uygulanmasının sıkı kurallara bağlanması gerekir. İdarenin, soruşturma neticesinde elde ettiği ve adayın atanmamasına gerekçe gösterdiği 'istihbari bilgi' niteliğindeki verilerin, hukuken geçerli kabul edilebilmesi için somut, olgusal ve doğrulanabilir nitelikte olması şarttır. Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen 'masumiyet karinesi', bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadıkça suçlu sayılamayacağını ifade eder. Bu ilke, sadece ceza yargılaması için değil, tüm idari işlemler için de geçerlidir. Dolayısıyla, bir soruşturma veya kovuşturma kaydının (özellikle HAGB veya takipsizlik kararı gibi) veya kişinin yakın çevresine dair soyut iddiaların, adayın kişiliği hakkında olumsuz bir kanaat oluşturarak atamasının engellenmesi, masumiyet karinesinin ihlali anlamına gelir. Benzer şekilde, Anayasa'nın 20. maddesi, herkesin özel hayatına ve kişisel verilerinin korunmasına saygı gösterilmesini güvence altına alır. Güvenlik soruşturması adı altında kişinin kendisi ve çevresi hakkında orantısız ve ilgisiz verilerin toplanması ve bu verilerin 'şahsi düşünce barındıran' soyut yorumlarla birleştirilerek aleyhe kullanılması, bu hakkın ihlalidir. Danıştay 8. Dairesi'nin 05.04.2023 tarihli ve 2020/5325 E., 2023/1639 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, davacı hakkında herhangi bir olumsuz durum tespit edilmemişken, ablası veya babası hakkındaki yıllar öncesine dayanan ve somut bir irtibat/iltisak içermeyen bilgilerin tek başına güvenlik soruşturmasını olumsuz kılmayacağı belirtilmiştir. Bu içtihat, idari işlemin sebep unsurunun hukuken kabul edilebilir, somut ve objektif delillere dayanması gerektiğini, aksi halde işlemin iptal edileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, 'istihbari bilgi' olarak sunulan, ancak olgusal verilerle desteklenmeyen, soyut, şahsi ve yoruma dayalı tespitler, masumiyet karinesi ve kişisel verilerin korunması hakkı karşısında hukuki bir değere sahip değildir ve bu tür bilgilere dayanılarak tesis edilen atamama işlemi, yargısal denetimde iptal edilmelidir.