Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.06.2023 tarihli (2019/166 E., 2023/355 K.) kararında, suça iştirak eden sanığın diğer sanığa 'Yeter artık bırak kadını!' demesi, bu sanığın hukuki sorumluluğunun 'müşterek faillik' yerine 'yardım eden' olarak nitelendirilmesinde nasıl bir rol oynamıştır? Bu kararı, YCGK'nın 2017/937 E. sayılı kararıyla karşılaştırarak, müdahalenin zamanlamasının ve içeriğinin iştirak iradesinin değerlendirilmesindeki önemini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79477

YCGK'nın bu iki kararı, suça iştirakte müdahalenin zamanlamasının ve içeriğinin, failin kastını ve fiil üzerindeki hakimiyetini belirlemedeki kritik rolünü ortaya koymaktadır. 2017/937 E. sayılı kararda, sanığın müdahalesi cinsel saldırı 'tamamlandıktan sonra' ve daha ağır bir neticeyi (ölüm) önlemeye yönelik olduğu için, cinsel saldırıya olan iştirak iradesini ortadan kaldırmamış, aksine bu iradenin sınırını çizmiştir. Oysa 2023/355 K. sayılı kararda, sanığın müdahalesi ('Yeter artık bırak kadını!') doğrudan suçun 'icrası sırasında' yapılmıştır. Bu durum, YCGK tarafından şu şekilde yorumlanmıştır: Sanığın bu müdahalesi, onun fiilin devamına rızasının olmadığını ve diğer faille olan ortak suç işleme kararının bu noktada sona erdiğini göstermektedir. Bu müdahale, sanığın fiil üzerinde 'müşterek faillik' düzeyinde bir fonksiyonel hakimiyet kurmadığının ve iradesinin diğer faille tam olarak örtüşmediğinin bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Sanık, mağdureyi olay yerine götürerek suçun işlenmesini kolaylaştırmış (yardım etme), ancak fiilin icrasına müşterek fail olarak katılmamıştır. Bu iki karar arasındaki temel fark, müdahalenin suçun hangi aşamasında ve neye yönelik yapıldığıdır. Suçun icrası sırasındaki bir durdurma çabası, iştirak iradesinin zayıflığına veya yokluğuna işaret ederken; suç bittikten sonraki daha ağır sonuçları önlemeye yönelik bir müdahale, önceki suça olan iştirak iradesini teyit edebilir.