İhtiyati haczin, hacizli taşınmazın üçüncü kişilere devrine etkisini, tapu siciline güven ilkesi (TMK m. 1023) ve haczin aleniyeti prensibi açısından değerlendiriniz. İhtiyaten haczedilmiş bir taşınmazı devralan iyi niyetli üçüncü kişinin sorumluluğunun sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79471

İhtiyati haciz, bir tasarruf yasağı değildir. Bu nedenle, üzerine ihtiyati haciz konulmuş bir taşınmazın borçlu tarafından üçüncü bir kişiye satılması veya devredilmesi hukuken mümkündür. Ancak bu devir, haczin hukuki varlığını ortadan kaldırmaz; taşınmaz 'hacizle yüklü' olarak yeni malike geçer. Bu durumun temeli, tapu sicilinin aleniyeti ve sicile güven ilkesidir. İhtiyati haciz kararı, icra dairesi tarafından tapu siciline şerh edilir (İİK m. 262, 103). Tapu sicili herkese açık olduğundan (aleniyet prensibi), taşınmazı devralan üçüncü kişi, sicildeki bu şerhi görmüş veya görmesi gereken kişi konumundadır. Dolayısıyla TMK m. 1023'teki 'iyi niyetle mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur' hükmü, haciz şerhi karşısında işlemez. Üçüncü kişi 'ben haczi bilmiyordum' diyerek iyi niyet iddiasında bulunamaz. İhtiyati haciz sonradan kesinleştiğinde, alacaklı, taşınmaz kimin mülkiyetinde olursa olsun, o taşınmazın satılmasını isteyebilir. Devralan üçüncü kişinin sorumluluğu, devraldığı taşınmazın değeri ile ve tapuya şerh edilen ihtiyati haciz miktarı ile sınırlıdır. Borçlunun diğer mallarından sorumlu olmaz.