Hakaret suçunun takibinin şikayete bağlı olduğu (TCK m. 131/1) bir durumda, mağdurun kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmesi halinde, mahkemenin nasıl bir karar vermesi gerekir? Sanığın bu vazgeçmeyi kabul etmemesinin bir önemi var mıdır? Mahkemenin vazgeçmeye rağmen mahkumiyet kararı vermesinin kanun yararına bozma açısından sonucunu değerlendiriniz.
Hakaret suçu (kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hariç), TCK m. 131/1 uyarınca takibi şikayete bağlı bir suçtur. TCK m. 73/4'e göre, takibi şikayete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi 'davayı düşürür'. Bu vazgeçme, soruşturma veya kovuşturma aşamasında yapılabilir. Kovuşturma aşamasında, duruşmada mağdur şikayetinden vazgeçtiğini beyan ederse, mahkemenin CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın düşmesine' karar vermesi gerekir. Şikayetten vazgeçme, tek taraflı bir irade beyanıdır ve hukuki sonuç doğurması için sanığın kabulüne bağlı değildir. Sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi, düşme kararı verilmesine engel teşkil etmez. Eğer mahkeme, mağdurun şikayetten vazgeçmesine rağmen bu durumu göz ardı ederek yargılamaya devam eder ve sanık hakkında mahkumiyet kararı kurarsa, bu karar hukuka aykırı olur. Böyle bir karar kesinleştiği takdirde, TCK m. 73/4 ve CMK m. 223/8'e aykırılık nedeniyle, Adalet Bakanlığı tarafından CMK m. 309 uyarınca 'kanun yararına bozma' yoluna başvurulabilir. Yargıtay da bu istemi yerinde bularak, hukuka aykırı mahkumiyet hükmünü bozar ve davanın düşürülmesine karar verir (Bkz: Yargıtay 18. CD, E. 2016/18239, K. 2017/459).