TCK'nın 68/3 maddesi, 'yurt dışında işlenmiş' belirli ağır suçlar (Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar vb.) için ceza zamanaşımının uygulanmayacağını hükme bağlamaktadır. Bu istisnanın hukuki rasyonalini, 'evrensel yargı yetkisi' ilkesi ve bu suçların niteliği açısından değerlendiriniz. Bu hükmün AİHS'de güvence altına alınan haklarla (örn: adil yargılanma) bir gerilim yaratma potansiyeli var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79463

TCK m. 68/3'te yer alan, yurt dışında işlenmiş belirli suçlar (TCK İkinci Kitap, Dördüncü Kısım: Millete ve Devlete Karşı Suçlar) için ceza zamanaşımının uygulanmaması istisnasının hukuki rasyonali, bu suçların niteliği ve uluslararası hukuktaki statülerine dayanır. Bu suçlar (soykırım, insanlığa karşı suçlar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak vb.), sadece işlendikleri devleti değil, tüm uluslararası toplumu ilgilendiren, insanlığın ortak vicdanını yaralayan en ağır suçlardır. Bu nedenle, bu tür suçlar için genellikle 'evrensel yargı yetkisi' ilkesi kabul edilir; yani hangi devletin vatandaşı tarafından veya hangi devletin ülkesinde işlendiğine bakılmaksızın, her devletin bu suçları yargılama yetkisi vardır. Ceza zamanaşımının uygulanmaması da bu anlayışın bir uzantısıdır. Amaç, bu kadar ağır suçları işleyenlerin zamanın geçmesine sığınarak cezasız kalmalarını önlemektir. Bu hükmün AİHS ile bir gerilim yaratma potansiyeli düşüktür. AİHS'de zamanaşımı mutlak bir hak olarak düzenlenmemiştir. Ancak, zamanaşımının hiç uygulanmaması, teorik olarak, çok uzun yıllar sonra yapılacak bir yargılamada sanığın 'savunma hakkını' (delillere ulaşma, tanık bulma zorluğu vb.) zayıflatabilir ve 'makul sürede yargılanma' hakkı açısından sorun yaratabilir. Fakat İHAM, soykırım ve insanlığa karşı suçlar gibi suçların ağırlığı karşısında, zamanaşımının uygulanmamasını Sözleşme'ye aykırı bulmamaktadır. Devletlerin bu konudaki takdir marjı geniştir ve cezasızlıkla mücadele, adil yargılanma hakkına göre daha ağır basan bir kamu yararı olarak görülmektedir.