5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A'da düzenlenen 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kurumunun, TCK m. 53'teki hak yoksunlukları sistemi içindeki yeri ve güncel işlevi nedir? Bu kurumun, özellikle özel kanunlardaki (örn: Avukatlık Kanunu, DMK) süresiz hak yoksunluklarını ortadan kaldırmadaki rolünü tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79462

5237 sayılı TCK, kural olarak süresiz hak yoksunluğunu kaldırmış ve TCK m. 53'teki yoksunlukları cezanın infaz süresiyle sınırlandırmıştır. Bu nedenle, sadece TCK kapsamındaki bir suçtan mahkumiyet halinde, cezanın infazıyla haklar kendiliğinden geri geldiği için 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kurumuna ihtiyaç kalmamıştır. Ancak bu kurum, güncel işlevini ve önemini 'özel kanunlardan' kaynaklanan hak yoksunlukları açısından korumaktadır. Birçok özel kanun (Avukatlık Kanunu m. 5/a, Devlet Memurları Kanunu m. 48/5 gibi), belirli suçlardan mahkum olanların, cezaları infaz edilse veya affa uğrasa bile ömür boyu o mesleği yapamayacaklarını veya o hakka sahip olamayacaklarını düzenlemektedir. İşte 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' (memnu hakların iadesi) kurumu, bu tür özel kanunlardaki sürekli yasaklılık hallerini ortadan kaldırmak için bir mekanizma sunar. 5352 sayılı Kanun m. 13/A'ya göre, cezanın infazından itibaren 3 yıllık bir süre geçtikten sonra, hükümlünün bu süre içinde yeni bir suç işlememesi ve iyi halli bir yaşam sürdüğüne dair mahkemede kanaat oluşması halinde, mahkemeden 'yasaklanmış haklarının geri verilmesini' talep edebilir. Mahkemenin bu yönde vereceği karar, kişinin özel kanunlar nedeniyle mahrum kaldığı hakları (avukatlık yapma, memur olma vb.) yeniden kazanmasını sağlar. Dolayısıyla bu kurum, TCK sistematiği içinde değil, özel kanunların yarattığı sürekli mahrumiyetleri gidermek için varlığını sürdüren istisnai ve önemli bir yoldur.