Bir avukatın, müvekkilinden aldığı vekalet ücreti avansından arta kalan parayı iade etmemesi durumunda eylemi hangi suçu oluşturur? Bu eylemin TCK m. 155/2'deki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, avukatlık mesleğinin niteliği ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda tartışınız.
Bir avukatın, müvekkilinden aldığı avanstan kalan parayı iade etmemesi, TCK m. 155/2'de düzenlenen 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunun nitelikli halini oluşturur. Yargıtay'ın istikrarlı uygulaması bu yöndedir. Bu değerlendirmenin temelinde şu hukuki argümanlar yatar: 1) Hizmet İlişkisi: Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki, bir vekalet sözleşmesine dayanır ve bu sözleşme, niteliği itibarıyla bir 'hizmet' ilişkisidir. Avukat, müvekkilinin hukuki menfaatlerini korumak ve onun adına belirli işlemleri yapmak üzere bir hizmet sunmaktadır. 2) Tevdi ve Teslim: Müvekkilin avukata dava masrafları veya diğer işlemler için verdiği para (avans), belirli bir şekilde kullanılmak ve artanı iade edilmek üzere 'tevdi ve teslim' edilmiş bir maldır. Bu para, avukatın şahsi mülkiyetine geçmez; müvekkil adına muhafaza edilen ve harcanan bir değerdir. 3) Güven Unsuru: Avukatlık mesleği, kanun gereği ve doğası itibarıyla yüksek bir güven ilişkisi gerektirir. Kanun koyucu, TCK m. 155/2'de bu tür mesleki ve hizmet ilişkilerindeki güvenin ihlalini, basit bir güven ihlalinden daha ağır bir yaptırıma tabi tutmuştur. Dolayısıyla, avukatın kendisine bu güven ilişkisi kapsamında teslim edilen parayı, devir amacı (masraflara harcama) dışında kendi yararına kullanması veya iade etmesi gereken bakiyeyi iade etmeyi inkar ederek uhdesinde tutması, tipik bir hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçudur. Bu eylem, basit güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/1) değil, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haldir ve re'sen soruşturulur.