Destekten yoksun kalma tazminatı hesabında kullanılan 'PMF 1931' ve 'TRH 2010' yaşam tabloları arasındaki temel fark nedir? Yargıtay'ın son yıllardaki içtihatlarında TRH 2010 tablosunu benimsemesinin hukuki ve aktüeryal gerekçeleri nelerdir? Bir alt derece mahkemesinin PMF tablosuna göre karar vermesi ve bu kararı sadece davalının temyiz etmesi durumunda ortaya çıkan 'usuli kazanılmış hak' sorununu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79434

PMF 1931 ve TRH 2010, kişilerin ortalama kalan yaşam süresini (bakiye ömür) belirlemek için kullanılan aktüeryal yaşam (mortalite) tablolarıdır. Aralarındaki temel fark, dayandıkları veri seti ve güncellikleridir. PMF 1931, Fransa'nın 1931 yılı verilerine dayanan eski bir tablodur. TRH 2010 ise, Türkiye'nin 2010 yılı nüfus ve ölüm istatistiklerine dayanan, ülkemize özgü ve güncel bir tablodur. Yargıtay, geçmişte PMF 1931 tablosunu kullanırken, son yıllarda istikrarlı bir şekilde TRH 2010 tablosunun kullanılmasını benimsemiştir. Bunun hukuki ve aktüeryal gerekçeleri şunlardır: 1) Güncellik ve Ülke Gerçekleri: TRH 2010, Türkiye'deki yaşam beklentisindeki artışı ve demografik yapıyı yansıtan güncel veriler içerir. Bu da 'gerçek zarar' ilkesine daha uygun bir hesaplama yapılmasını sağlar. 2) Uygulama Birliği: Hazine Müsteşarlığı ve diğer kurumların da TRH 2010 tablosunu kullanması, tazminat hesaplamalarında bir standart ve birlik oluşturur. 'Usuli kazanılmış hak' sorunu, davalının aleyhine bir durum yaratır. TRH 2010 tablosu, PMF 1931'e göre daha uzun bir bakiye ömür öngördüğünden, bu tabloya göre hesaplanan tazminat miktarı daha yüksek çıkar. Eğer ilk derece mahkemesi daha düşük tazminat çıkaran PMF tablosuna göre karar verir ve bu kararı sadece davalı temyiz ederse, Yargıtay'ın 'TRH 2010 kullanılmalıydı' diyerek kararı bozması, 'aleyhe bozma yasağı' ilkesi gereği davalı yararına olan usuli kazanılmış hakkı ihlal eder. Bu durumda Yargıtay, ya usuli kazanılmış hakka saygı göstererek PMF'ye göre yapılan hesabı onar ya da bozma kararında 'usuli kazanılmış haklar gözetilerek' yeni bir hesaplama yapılması gerektiğini belirtir (Bkz: Yargıtay 4. HD, E. 2021/27402, K. 2022/9115).