Bir suçun işlenmesi sırasında olay yerinde bulunan ve fiile müdahale etmeyen bir üçüncü kişinin ceza sorumluluğu doğar mı? Pasif kalmanın, suça iştirak (müşterek faillik veya yardım etme) olarak değerlendirilebilmesi için hangi ek koşullar gereklidir? 'Garantör' sıfatının bu konudaki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79431

Türk Ceza Hukukunda, genel bir 'suça müdahale etme veya önleme' yükümlülüğü yoktur. Kural olarak, bir suçun işlenişini pasif bir şekilde izlemek, tek başına cezai sorumluluk doğurmaz. Pasif kalmanın (ihmali davranışın) suça iştirak olarak değerlendirilebilmesi için, kişinin 'garantör' sıfatına sahip olması, yani suçun işlenmesini önleme yönünde özel bir hukuki yükümlülük altında bulunması gerekir. Bu hukuki yükümlülük; kanundan (örneğin, ebeveynin çocuğunu koruma yükümlülüğü), sözleşmeden (örneğin, bir cankurtaranın boğulmayı önleme yükümlülüğü) veya öngelen tehlikeli bir davranıştan kaynaklanabilir. Eğer pasif kalan kişinin böyle bir garantörlük yükümlülüğü yoksa, sadece sessiz kalmasıyla suça iştirak ettiğinden bahsedilemez. Ancak, pasif kalmanın ötesinde, kişinin varlığının suçun işlenmesini kolaylaştırdığı veya faili cesaretlendirdiği durumlarda (manevi yardım) 'yardım etme' (TCK m. 39) gündeme gelebilir. 'Müşterek faillik' (TCK m. 37) için ise, pasif kalmanın ötesinde, suçun işlenişi üzerinde 'fonksiyonel bir hakimiyet' kuran aktif bir katkı (gözcülük, kaçışı engelleme vb.) gereklidir. YCGK'nın 2017/937 E. sayılı kararındaki sanık da sadece sessiz kaldığı için değil, kapıları kilitlemek, mağduru tenha yere götürmek gibi aktif eylemlerle suça fonksiyonel katkı sağladığı için müşterek fail sayılmıştır.