CMK m. 4/1 uyarınca mahkemenin kovuşturma evresinin her aşamasında görevli olup olmadığına re'sen karar verebilme yetkisinin temelindeki 'tabiî hakim' ilkesini (Anayasa m. 37) açıklayınız. CMK m. 6'daki istisnanın bu kurala getirdiği sınırlama nedir?
CMK m. 4/1'in mahkemeye tanıdığı, görevli olup olmadığını re'sen denetleme yetkisinin temelinde, Anayasa'nın 37. maddesinde güvence altına alınan 'tabiî (doğal/yasal) hakim' ilkesi yatar. Bu ilke, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağını ifade eder. Yani, bir suç işlendiğinde, o suça hangi mahkemenin bakacağı kanunla önceden belirlenmiş olmalıdır. 'Görev' (madde yönünden yetki), bir davanın hangi seviyedeki (Asliye Ceza, Ağır Ceza vb.) mahkemede görüleceğini belirleyen ve kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Mahkemenin re'sen görev denetimi yapması, sanığın ve mağdurun yasal hakim güvencesini temin eder. Ancak CMK m. 4/1, '6 ncı madde hükmü saklıdır' diyerek önemli bir istisna getirir. CMK m. 6'ya göre; iddianamenin kabulünden sonra, suçun yargılamasının 'alt dereceli' bir mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez. Yani bir Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaya başladıktan sonra eylemin aslında Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girdiğini fark etse bile, davaya bakmaya devam etmek zorundadır. Bu kuralın amacı, davaların mahkemeler arasında gidip gelmesini önleyerek yargılamayı hızlandırmak ve 'üst dereceli mahkemenin alt dereceli mahkemenin görevine giren işlere de bakabileceği' (büyük olan küçüğü de kapsar) prensibini hayata geçirmektir. Ancak tersi geçerli değildir; bir Asliye Ceza Mahkemesi, eylemin Ağır Ceza'nın görevine girdiğini anlarsa, her aşamada görevsizlik kararı vermek zorundadır.