Anayasa Mahkemesi'nin 8.10.2015 tarihli (E. 2014/140, K. 2015/85) iptal kararının, TCK m. 53'ün uygulanması üzerindeki etkisi ne olmuştur? Özellikle 'seçme ve seçilme ehliyetinden yoksunluk' (m. 53/1-b) açısından kararın getirdiği temel değişiklik nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79407

Anayasa Mahkemesi'nin 8.10.2015 tarihli iptal kararı, TCK m. 53'ün uygulanışını, özellikle de (b) bendindeki 'seçme ve seçilme ehliyeti' ile (c) bendindeki 'velayet hakkı' gibi diğer haklar açısından temelden değiştirmiştir. İptal öncesinde, kasten suç işleyen ve hapis cezasına mahkum olan kişi, koşullu salıverilse dahi cezanın infazı tamamlanana kadar (yani denetimli serbestlik süresinin sonuna kadar) tüm bu haklardan yoksundu. AYM, bu kararıyla, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam eden hak yoksunluklarının, kişinin ceza infaz kurumunda bulunduğu süreyle sınırlı olması gerektiğini, ceza infaz kurumu dışındaki (koşullu salıverilme, denetimli serbestlik gibi) süreçlerde devam etmesinin 'ölçülülük' ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kararın en önemli ve somut etkisi 'seçme ve seçilme ehliyeti' üzerinde olmuştur. Bu karara göre, kasıtlı bir suçtan hükümlü olan bir kişi, cezaevinden koşullu salıverildikten sonra veya cezası denetimli serbestlik yoluyla dışarıda infaz ediliyorsa, artık seçme (oy kullanma) hakkından mahrum bırakılamaz. Seçme hakkından yoksunluk, ancak fiilen ceza infaz kurumunda bulunulan süreyle sınırlı hale gelmiştir. 'Seçilme ehliyeti' ise, Anayasa'nın 76. maddesindeki özel ve daha ağır koşullara (bir yıldan fazla hapis cezası, belirli suçlardan mahkumiyet vb.) tabi olmaya devam etmektedir. TCK m. 53'teki düzenleme, seçilme ehliyeti açısından Anayasa'daki bu özel engelleri ortadan kaldırmaz.