Yargıtay içtihatlarına göre cinsel suçlarda mağdur beyanının mahkumiyete esas alınabilmesi için taşıması gereken kriterler nelerdir? 'Mağdurun beyanı esastır' ilkesinin mutlak bir kural olmadığını, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle nasıl dengelendiğini Yargıtay kararlarından örneklerle analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79400

'Mağdurun beyanı esastır' ilkesi, cinsel suçların genellikle tanık olmadan, fail ile mağdur arasında işlenmesi gerçeğinden kaynaklanan bir ispat kolaylığıdır, ancak mutlak bir kural değildir. Yargıtay, mağdur beyanının tek başına mahkumiyete yeterli olabilmesi için bir dizi kriterin varlığını aramaktadır ve bu kriterleri 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesiyle dengelemektedir. Bu kriterler şunlardır: 1) Tutarlılık ve Çelişkisizlik: Mağdurun beyanları soruşturma ve kovuşturma aşamalarında kendi içinde ve birbiriyle tutarlı olmalıdır. Önemli çelişkiler beyanın delil değerini düşürür (Y14CD-K.2019/11684). 2) Hayatın Olağan Akışına Uygunluk: Anlatılan olayın mantık ve genel yaşam tecrübelerine uygun olması gerekir. Hayatın olağan akışına aykırı anlatımlar şüphe yaratır (CGK-K.2021/149). 3) Husumet Yokluğu: Mağdur ile sanık arasında, mağdurun iftira atmasını gerektirecek ciddi ve somut bir husumet bulunmamalıdır. Husumet varlığı, beyanın daha dikkatli değerlendirilmesini gerektirir (Y14CD-K.2019/11339). 4) İftira İçin Neden Olmaması: Mağdurun kendi şeref ve onurunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için makul bir sebebin olmaması, beyanın samimiyetine işaret eder (Y14CD-K.2012/9346). 5) Yan Delillerle Desteklenme (Mümkünse): Mümkün olan durumlarda beyanın doktor raporu, tanık anlatımı (olayı hemen anlattığı kişi), mesaj kayıtları gibi yan delillerle desteklenmesi delil değerini güçlendirir. Yan delillerle açıkça çelişen beyana itibar edilmez (Y14CD-K.2015/8430). Yargıtay, bu kriterler ışığında dahi somut olayda makul bir şüphe kalıyorsa, sanığın cezalandırılamayacağını, zira ceza mahkumiyetinin olasılığa değil, her türlü şüpheden uzak, kesin bir ispata dayanması gerektiğini vurgulayarak 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini uygular (YCGK-K.2011/171).