Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan bir kişinin yakınının (örn: amca, baba) terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu iddiası, tek başına kişinin atanmamasına gerekçe teşkil edebilir mi? 'Suç ve cezaların şahsiliği' ilkesinin idare hukuku alanındaki bu yansımasını, Danıştay kararları çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79384

Hayır, bir kişinin yakınının terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu iddiası, tek başına o kişinin güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması ve atanmamasına hukuki bir gerekçe teşkil edemez. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan 'suç ve cezaların şahsiliği' ilkesi, ceza hukukuna özgü bir ilke olmakla birlikte, temel bir hukuk prensibi olarak idare hukukunda da yankı bulur. Bir kimse, başkasının eyleminden dolayı sorumlu tutulamaz. Danıştay, istikrar kazanmış kararlarında bu ilkeye vurgu yapmaktadır. Danıştay'a göre, güvenlik soruşturmasında önemli olan, kamu görevine atanacak kişinin bizzat kendisinin sadakat, liyakat ve devlete bağlılık ilkeleriyle bağdaşmayan bir tutum içinde olup olmadığıdır. Kişinin kendisiyle ilgili somut, olgusal bir veri veya tespit bulunmadıkça, sadece anne, baba, kardeş veya diğer yakınlarının durumu gerekçe gösterilerek tesis edilen atamama işlemi hukuka aykırıdır. İdare, kişinin kendisinin de o örgütle eylem birliği, irtibat veya iltisak içinde olduğunu somut delillerle ispatlamalıdır. Aksi durum, masumiyet karinesi ve suçların şahsiliği ilkesinin ağır bir ihlali anlamına gelir ve bu tür işlemler idari yargıda iptal edilmektedir (Bkz: Danıştay 8. Daire, E. 2020/5325, K. 2023/1639; Danıştay 10. Daire, E. 2019/10823, K. 2020/7185).