Bir asliye ceza mahkemesi, yargıladığı eylemin TCK'nın 106/2-a maddesindeki 'silahla tehdit' suçunu oluşturabileceğini ve bu suçun görevine girmediğini değerlendirirse, CMK m. 4 ve 5 uyarınca nasıl bir usuli işlem tesis etmelidir? Yargılamaya devam ederek hüküm kurmasının hukuki sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79375

Bir asliye ceza mahkemesi, önündeki eylemin, kanunda daha ağır bir cezayı öngören ve bu nedenle üst dereceli bir mahkemenin (Ağır Ceza Mahkemesi) görevine giren bir suçu oluşturabileceğini değerlendirirse, CMK m. 5 uyarınca 'görevsizlik kararı' vermek zorundadır. TCK m. 106/2-a'da düzenlenen nitelikli tehdit suçunun cezasının üst sınırı beş yıl hapis olduğundan, bu suça bakma görevi 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine değil, Asliye Ceza Mahkemesine aittir. Ancak sorudaki varsayım, suçun üst dereceli mahkemenin görevine girdiği yönünde olduğu için usul şu şekilde işler: Mahkeme, 'davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir' diyen CMK m. 4/1'e dayanarak, yargılamanın herhangi bir aşamasında görevsiz olduğuna kanaat getirdiği anda, duruşmayı bitirir ve bir 'görevsizlik' kararı verir. Bu kararla birlikte, dava dosyasını görevli olduğunu düşündüğü Ağır Ceza Mahkemesine gönderir. Asliye Ceza Mahkemesinin, görevsiz olduğunu düşündüğü halde yargılamaya devam ederek esastan bir hüküm kurması (beraat, mahkumiyet vb.), 'kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli görme' hali teşkil eder. Bu durum, CMK m. 289/1-c (eski CMUK m. 308/4) uyarınca 'mutlak bozma nedeni' sayılır. Yani, Yargıtay veya istinaf mahkemesi, hükmün esasına girmeden, sadece bu usuli hatadan dolayı kararı bozacak ve dosyayı görevli mahkemeye gönderilmek üzere iade edecektir. (Not: Yargıtay 4. CD, E. 2014/17857, K. 2018/622 sayılı kararda, silahla tehdit suçunun Asliye Ceza Mahkemesinin görevinde olduğu belirtilmesine rağmen, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönündeki ifade, muhtemelen eylemin başka bir ağır suçla birlikte değerlendirilme potansiyeline işaret etmektedir. Ancak TCK 106/2-a tek başına Asliye Ceza'nın görevidir.)