Bir cinsel suç yargılamasında, mağdurun yaşına göre bilmesi mümkün olmayan cinsel bilgilere (örn: 'beyaz bir şey takarak cinsel ilişkiye girdiği') beyanında yer vermesi, bu beyanın delil değerini nasıl etkiler? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımını, 'hayatın olağan akışı' ve 'çocuk psikolojisi' ilkeleri çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79365

Mağdurun, özellikle de bir çocuğun, beyanında yaşı, sosyal çevresi ve eğitim seviyesi itibarıyla normal şartlarda bilmesi beklenmeyen ayrıntılı ve spesifik cinsel bilgilere yer vermesi, beyanının delil değerini önemli ölçüde artıran bir kriter olarak kabul edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK), bu durumu 'hayatın olağan akışına aykırılık' prensibini mağdur lehine yorumlayarak değerlendirir. CGK'ya göre, bir çocuğun bu tür bilgileri hayal dünyasında canlandırması veya uydurması hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu tür ayrıntılı ve teknik bilgilerin (kondom kullanımı, cinsel organların özel durumu vb.) anlatılması, çocuğun bu eyleme bizzat maruz kalmadıkça veya tanık olmadıkça bilemeyeceği varsayımına dayanır. Bu, beyanın kurgu değil, yaşanmış bir tecrübenin aktarımı olduğuna dair güçlü bir karine oluşturur. Nitekim CGK'nın 2023/308 K. sayılı kararında da, mağdurun 'sanığın cinsel organına beyaz bir şey takarak cinsel ilişkiye girdiği yönündeki ayrıntılı anlatımlarının söz konusu eyleme maruz kalmayan bir çocuk tarafından bilinmesinin hayatın olağan akışına uygunluk göstermemesi' gerekçesiyle beyanın delil değeri yüksek bulunmuş ve sanığın mahkumiyetinin sabit olduğu kabul edilmiştir. Mahkemeler, bu tür durumlarda psikolog raporlarına da başvurarak, anlatımın çocuğun gelişimsel düzeyiyle uyumlu olup olmadığını ve bir yönlendirme içerip içermediğini de değerlendirirler.