Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinden muafiyet taleplerinde, devletin kişilerden dini veya felsefi inançlarını (Ateist, Alevi vb.) açıklamalarını veya belgelemelerini istemesi hangi anayasal hakları ihlal eder? Bu durumun, Anayasa'nın 15. maddesindeki 'çekirdek haklar' ile ilişkisini kurarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79335

Devletin, DKAB dersinden muafiyet için kişilerden dini veya felsefi inançlarını açıklamalarını veya belgelemelerini istemesi, Anayasa'nın 24. maddesinin 3. fıkrasında güvence altına alınan 'kimse... dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz' hükmünü doğrudan ihlal eder. Bu hak, kişinin inanıp inanmadığını, inanıyorsa neye inandığını açıklamama özgürlüğünü (negatif din özgürlüğü) içerir. Kişiyi, bir dersten muaf olmak gibi bir haktan yararlanmak için inancını ifşa etme mecburiyetinde bırakmak, bu hakkın özüne dokunan bir müdahaledir. Bu durum, Anayasa'nın 15. maddesi ile de yakından ilişkilidir. Anayasa m. 15, savaş, seferberlik gibi olağanüstü hallerde dahi temel hak ve hürriyetlerin kullanımının durdurulabileceğini düzenlerken, 'kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı' hükmünü, hiçbir koşulda dokunulamayacak, askıya alınamayacak 'çekirdek haklar' arasında saymıştır. Bu, hakkın mutlak niteliğini gösterir. AYM'nin 2014/15345 başvuru numaralı kararında da belirtildiği gibi, bir dersin içeriği din eğitimi niteliğindeyse, devletin bu dersi çocuğuna aldırmak istemeyen ebeveynlere 'herhangi bir gerekçe veya bilgi ve belge sunmalarına gerek olmaksızın' muafiyet gibi alternatifler sunması gerekir. Aksi bir uygulama, dokunulmaz bir çekirdek hakkın ihlali anlamına gelir.