HMK m. 227/2'ye göre 'Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz'. Bu kuralın ardındaki usul hukuku mantığı nedir ve bu durum 'usuli kazanılmış hak' kavramıyla nasıl ilişkilendirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79332

HMK m. 227/2'de düzenlenen bu kuralın ardındaki temel mantık, yargılamada dürüstlük ilkesini (HMK m. 29) sağlamak ve tarafların delilleri keyfi olarak kullanmasının önüne geçmektir. Yemin, son çare olarak başvurulan ve sonucu itibarıyla davayı sonlandırabilecek nitelikte 'kesin' bir delildir. Bir taraf, diğer delilleriyle sonuca ulaşamayınca, davanın kaderini karşı tarafın vicdanına ve beyanına terk etme riskini alarak yemin teklif eder. Karşı taraf bu riski kabul edip 'yemin etmeye hazırım' dediğinde, artık ispat külfeti bir nevi yer değiştirmiş ve davanın çözümü yemine bağlanmış olur. Bu aşamadan sonra yemin teklif eden tarafın cayarak 'pardon, ben başka bir tanık dinletmek istiyorum' demesine izin vermek, yargılamayla oynamak anlamına gelir ve usul ekonomisine aykırı olur. Bu durum, 'usuli kazanılmış hak' kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Yemin teklif edilen taraf, yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmekle, davanın başka delillerle değil, sadece yeminle sonuçlandırılması yönünde lehine bir usuli kazanılmış hak elde eder. Yemin teklif eden taraf, bu teklifiyle diğer delillerden zımnen feragat etmiş sayılır ve artık bu feragatinden dönemez. Bu kural, tarafları delil ikame ederken daha dikkatli ve öngörülü olmaya sevk eder.