5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26. maddesi ve geçici maddeleri uyarınca, yeni bir çocuk mahkemesi kurulduğunda, genel ceza mahkemelerinde derdest olan ve suça sürüklenen çocuklara ait davaların akıbeti ne olur? Mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlenmesi ilkesinin, HSK kararları karşısındaki konumunu analiz ediniz.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK), çocukların işlediği suçlara ilişkin yargılamaların özel uzmanlık gerektiren çocuk mahkemeleri veya çocuk ağır ceza mahkemelerinde yapılmasını öngörmüştür. ÇKK m. 26/4 uyarınca, çocuklar hakkında açılan kamu davaları kural olarak bu özel mahkemelerde görülür. Bir yerde yeni bir çocuk mahkemesi kurulup faaliyete geçtiğinde, ÇKK'nın Geçici 1. maddesi uyarınca, genel ceza mahkemelerinde (asliye ceza, sulh ceza) derdest bulunan ve bu yeni kurulan çocuk mahkemesinin görevine giren dava ve işler, bu mahkemeye devredilir. Yani, genel mahkeme görevsizlik kararı vererek dosyayı çocuk mahkemesine göndermelidir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yargı çevresi veya mahkemelerin işleyişine dair idari nitelikteki kararları, kanun hükümlerini ortadan kaldıramaz. Mahkemelerin görevi, Anayasa'nın 142. ve CMK'nın 3. maddeleri uyarınca münhasıran 'kanunla' belirlenir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, HSK'nın 'derdest davaların kesinleşinceye kadar halen görüldükleri mahkemelerde bakılması gerektiği' yönündeki idari kararları, ÇKK'nın emredici devir hükmünü ilga edemez. Bu nedenle, genel bir mahkemenin, yargı çevresinde çocuk mahkemesi kurulduktan sonra, HSK kararına dayanarak davaya bakmaya devam etmesi veya çocuk mahkemesinin verdiği görevsizlik kararını kaldıran bir merci kararının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir (Bkz: Yargıtay 5. CD, E. 2017/6963, K. 2018/23; Yargıtay 22. CD, E. 2015/21692, K. 2015/8781).