İİK m. 257/2 uyarınca vadesi gelmemiş bir borç için ihtiyati haciz kararı alınabilmesinin şartları nelerdir? Bu şartlardan birine dayanılarak ihtiyati haciz konulmasının, borcun muacceliyeti üzerindeki etkisini borçlu ve diğer borçlular (kefil vb.) açısından açıklayınız.
Kural olarak ihtiyati haciz vadesi gelmiş alacaklar için istenir. Ancak İİK m. 257/2, istisnai olarak vadesi gelmemiş (müeccel) bir borç için de ihtiyati hacze imkan tanımıştır. Bunun için şu iki şarttan birinin varlığı ve yaklaşık ispatı gerekir: a) Borçlunun muayyen bir yerleşim yeri yoksa: Bu durum, borçlunun takibini ve alacağın tahsilini zorlaştıracağı için bir haciz nedeni kabul edilmiştir. b) Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa: Bu bent, borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı kötü niyetli eylemleri kapsamaktadır. Bu şartlardan birine dayanılarak ihtiyati haciz kararı alınıp uygulandığında, yani haciz fiilen yapıldığında, İİK m. 257/2'nin son cümlesi uyarınca borç 'yalnız borçlu hakkında muaccel olur'. Bu, çok önemli bir sonuçtur. Artık asıl borçlu, borcun vadesinin gelmediği itirazında bulunamaz. Alacaklı, bu muacceliyete dayanarak derhal icra takibi başlatabilir. Ancak bu muacceliyet, 'kişisel' bir etkiye sahiptir. Yani borç, sadece aleyhine ihtiyati haciz uygulanan asıl borçlu için muaccel hale gelir. Bu durum, borca kefil olanlar, müşterek borçlular veya aval verenler gibi diğer borçluları etkilemez. Onlar için borç, asıl vadesi ne zaman ise o tarihte muaccel olacaktır. Alacaklı, onlara karşı ancak vade geldiğinde takip yapabilir.