Bir cinsel suç davasında, mağdurun beyanları soruşturma ve kovuşturma aşamalarında farklılıklar gösteriyor ve birbiriyle çelişiyorsa, mahkeme bu beyanları nasıl değerlendirmelidir? Mağdurenin şikayetinden vazgeçmesi, önceki beyanlarının delil niteliğini tamamen ortadan kaldırır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79239

Mağdurun beyanlarındaki çelişkiler, beyanın güvenilirliğini ve ispat gücünü doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Mahkeme, bu çelişkileri titizlikle irdelemek zorundadır. Eğer çelişkiler olayın esasına ilişkinse (örneğin, eylemin niteliği, failin kimliği, rızanın varlığı/yokluğu gibi) ve bu çelişkiler giderilemiyorsa, mağdur beyanına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Bu durumda 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi devreye girer (Y14CD-K.2019/11684). Ancak, çelişkiler olayın ayrıntılarına ilişkin, zamanla unutulabilecek veya travmanın etkisiyle farklı anlatılabilecek nitelikteyse, mahkeme beyanın özündeki tutarlılığa odaklanabilir. Mağdurenin şikayetinden vazgeçmesi veya kovuşturma aşamasında sanık lehine ifade vermesi, önceki beyanlarının delil niteliğini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Mahkeme, vazgeçmenin veya ifade değişikliğinin nedenlerini araştırmalıdır. Bu değişiklik, sanığın veya ailesinin baskısı, toplumsal baskı veya olayı unutma isteği gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Yargıtay, özellikle olayın sıcaklığıyla, baskı altında olmadan verilen ilk beyanların, yan delillerle (tanık beyanı, adli rapor vb.) desteklenmesi halinde, sonradan değiştirilen veya vazgeçilen beyanlara üstün tutulabileceğini kabul etmektedir (Y14CD-K.2018/6593). Mahkeme, tüm beyanları bir bütün olarak ve diğer delillerle birlikte serbestçe takdir ederek bir sonuca varacaktır.