TCK m. 51/1-b'de yer alan 'suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması' şeklindeki subjektif erteleme şartı, hakimin takdir yetkisinin sınırları ve denetimi açısından ne gibi sorunlar barındırmaktadır? Yargıtay, bu takdir yetkisinin keyfi kullanımını hangi kriterlerle denetlemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79230

TCK m. 51/1-b'deki bu subjektif şart, hakime geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Bu takdir yetkisi, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları, samimiyeti, suçu inkar etse dahi olayı anlatış biçimi gibi unsurlara dayanır. Sorun, bu kanaatin soyut ve denetlenmesi zor olmasından kaynaklanır. Ancak bu yetki sınırsız ve keyfi değildir. Yargıtay, bu takdir yetkisinin denetimini 'gerekçe' unsuru üzerinden yapmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, mahkemenin erteleme kurumunu uygulamaması halinde, bunun gerekçesini Anayasa m. 141 ve CMK m. 34'e uygun olarak, yasal, yeterli ve dosya içeriğiyle uyumlu bir şekilde açıklaması gerekir. Sadece kanun metnini tekrar eden, 'sanığın pişmanlık göstermediği', 'yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığı' gibi klişe ve soyut gerekçeler yeterli kabul edilmemektedir. Mahkeme, sanığın hangi somut tutum ve davranışından dolayı bu kanaate vardığını kararında açıklamak zorundadır. Örneğin, sanığa TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulayıp, duruşmadaki halini olumlu değerlendiren bir mahkemenin, yeterli gerekçe göstermeden erteleme hükümlerini uygulamaması, Yargıtay tarafından bir çelişki olarak görülmekte ve bozma nedeni sayılmaktadır (Bkz: YCGK, E. 2014/12-387, K. 2017/304).