HMK'ya göre bilirkişi, 'oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak bildirmekle' yükümlüdür (HMK m. 279). Bilirkişinin sadece sözlü olarak görüş bildirmesi ve bunun tutanağa geçirilmesi yeterli midir, yoksa her durumda yazılı bir rapor sunması mı gerekir?
HMK m. 279 her ne kadar 'sözlü veya yazılı' şeklinde bir seçenek sunsa da, uygulamada ve HMK'nın genel sistematiği içinde, bilirkişinin görüşünü kural olarak **yazılı bir rapor** ile sunması esastır. HMK m. 279/2, raporun neleri içermesi gerektiğini detaylı olarak düzenlemiş ve taraflara tebliğ edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu da yazılı bir belgeyi zorunlu kılar. Bilirkişinin sözlü olarak görüş bildirmesi, ancak çok basit, teknik olmayan ve anında anlaşılabilecek, yazılı bir rapora ihtiyaç duyulmayan istisnai durumlarda (örneğin, bir belgedeki basit bir ifadenin teknik anlamının açıklanması gibi) veya yazılı raporunu sunduktan sonra duruşmada bu raporu sözlü olarak açıklaması ve soruları yanıtlaması şeklinde olabilir. Karmaşık ve teknik analiz gerektiren bir konuda sadece sözlü beyanla yetinilmesi, delillerin denetlenebilirliği ve kalıcılığı açısından usule aykırı olur ve bozma nedeni sayılabilir.