AYM'nin Nagehan Özgül kararında, ByLock delilinin mahkûmiyet için 'belirleyici' olduğu bir durumda, derece mahkemesinin ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nı beklemeden karar vermesi, neden Yargıtay'ın 'sonuca etkili görülmemiştir' şeklindeki onama gerekçesine rağmen ihlal olarak kabul edilmiştir?
Bu durumun ihlal olarak kabul edilmesinin nedeni, Yargıtay'ın gerekçesinin AYM tarafından 'ilgili ve yeterli' bulunmamasıdır. Şöyle ki: 1. **Belirleyici Delil İlkesi:** ByLock, davanın sonucunu doğrudan etkileyen, mahkûmiyetin ana dayanağı olan 'belirleyici delil' konumundadır. Adil yargılanma hakkı, belirleyici bir delile ilişkin sanığın savunma ve itiraz haklarının tam olarak kullanılmasını gerektirir. 2. **Savunma Hakkının İhlali:** ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, sanığın User-ID'si, yazışmaları gibi detayları içeren ve savunmanın temelini oluşturacak en önemli belgedir. Bu belge dosyaya getirilmeden, sanığa ve müdafiine bu belgeye karşı savunma yapma imkanı tanınmadan karar verilmesi, savunma hakkını (çelişmeli yargılama ilkesini) kısıtlar. 3. **Yetersiz Gerekçe:** Yargıtay, bu temel belgenin eksikliğinin 'sonuca etkili olmadığını' söylerken, bu eksikliğe rağmen mahkûmiyeti taşıyan 'diğer delillerin' neler olduğunu ve bu delillerin tek başına neden yeterli olduğunu somut olarak açıklamamıştır. Bu, denetime elverişli olmayan, soyut bir gerekçedir. AYM, belirleyici bir delile ilişkin bu kadar önemli bir usuli eksikliğin, 'diğer deliller yeterliydi' gibi soyut bir gerekçeyle geçiştirilemeyeceğini, bu durumun yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkardığını ve gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini değerlendirmiştir.