765 sayılı eski TCK döneminde 'hileli iflas' suçunun karşılığı olan TCK m. 506, yeni 5237 sayılı TCK m. 161 ile karşılaştırıldığında, Yargıtay 11. CD'nin 2009/6202 K. sayılı kararında, eylemin 'alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla' yapıldığının kabulü halinde suç vasfının ne olması gerektiği belirtilmiştir?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 12.05.2009 tarihli, 2008/21942 Esas, 2009/6202 Karar sayılı kararında, müflis şirkete ait taşınmazın 'alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla' elden çıkarılması eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı (eski) TCK'nın **506. maddesinde tanımlanan 'hileli iflas' suçunu** oluşturabileceği belirtilmiştir. Bu, yeni TCK m. 161'deki suçun eski kanundaki karşılığıdır. Karar, eylemin arkasındaki 'kast' unsuruna vurgu yapmaktadır. Eğer bir tasarruf, şirketi zor durumdan kurtarmak gibi meşru bir amaçla değil de, açıkça alacaklılara zarar vermek ve onlardan mal kaçırmak amacıyla yapılmışsa, bu durum hileli iflasın manevi unsurunun gerçekleştiğini gösterir. Bu nedenle suç vasfı, taksirli iflas değil, hileli (dolânlı) iflas olarak belirlenmelidir.