TCK m. 161'de sayılan hileli iflas hareketleri 'tahdidi' (sınırlı sayıda) mıdır, yoksa 'tâdâdî' (örnekleyici) midir? Yani, maddede sayılmayan başka bir hileli tasarruf da hileli iflas suçunu oluşturabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #78361

TCK m. 161/1, 'Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi...' diyerek genel bir çerçeve çizdikten sonra, 'Hileli iflasın varlığı için;' diyerek dört bent halinde tipik eylemleri saymıştır. Doktrin ve Yargıtay uygulamasında, bu bentlerde sayılan hallerin **tahdidi (sınırlı sayıda)** olduğu kabul edilmektedir. Yani, hileli iflas suçunun oluşabilmesi için, failin malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufunun bu dört bentten en az birinin kapsamına girmesi gerekir. Kanun koyucu, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi gereğince, ceza sorumluluğunu doğuracak hileli hareketleri spesifik olarak belirlemek istemiştir. Bu nedenle, bu bentlerde sayılmayan başka bir hileli eylem, genel dolandırıcılık veya sahtecilik gibi başka suçları oluşturabilir, ancak TCK m. 161 anlamında hileli iflas suçunu oluşturmaz.