Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hileli iflas (TCK m. 161) mı yoksa taksirli iflas (TCK m. 162) mı olduğunun tespiti için mahkemenin ne tür bir bilirkişi incelemesi yaptırması gerekir? Yargıtay kararlarında bu konudaki yaklaşım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #78344

Hileli ve taksirli iflas arasındaki ayrım, manevi unsurun (kast/taksir) ve fiilin niteliğinin (hileli tasarruf/basiretsiz yönetim) tespitini gerektirdiğinden, bu konuda multidisipliner bir uzmanlık gerekir. Yargıtay kararlarında (örn: Y. 8. CD, 2017/5952 E., 2017/14624 K.; Y. 23. CD, 2016/11664 E., 2016/8801 K.) bu tür davalarda, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması için, **Ticaret, İcra ve İflas Hukuku ile Ceza Hukuku alanlarında uzman öğretim görevlileri ve/veya mali müşavirlerden oluşan üç kişilik bir bilirkişi kurulu** aracılığıyla inceleme yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bilirkişi kurulu, şirketin ticari defterlerini, muhasebe kayıtlarını, bilanço ve diğer belgelerini inceleyerek, TCK m. 161'de sayılan hileli eylemlerin (mal kaçırma, sahte borç yaratma vb.) veya TCK m. 162'deki dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı basiretsiz işlemlerin bulunup bulunmadığını, alacaklıları zarara uğratma kastının varlığını duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptamalıdır. Tek bir uzmandan veya uzmanlık alanı yetersiz kişilerden alınan rapor, eksik inceleme sayılmaktadır.