AİHM'nin Karaçay/Türkiye ve Kaya ve Seyhan/Türkiye kararları ışığında, yasal bir sendikal eyleme (örneğin bir günlük iş bırakma) katıldığı için hakkında 'uyarma' gibi hafif bir disiplin cezası verilen bir memurun durumu, AİHS m. 11 (örgütlenme özgürlüğü) açısından nasıl değerlendirilmelidir? Bu kararlarda vurgulanan 'caydırıcı etki' (chilling effect) ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #78342

AİHM'nin bu kararlarına göre, sendikal bir eyleme katıldığı için memura verilen ve en hafif disiplin cezası olan 'uyarma' dahi, AİHS m. 11'de korunan örgütlenme özgürlüğüne bir müdahaledir. Bu müdahalenin meşru olabilmesi için 'demokratik bir toplumda gerekli' ve 'orantılı' olması gerekir. AİHM, yasal olarak tanınan bir sendikanın düzenlediği barışçıl bir eyleme katılım nedeniyle verilen en hafif cezanın bile, memurlar üzerinde bir baskı yarattığını ve onları gelecekte yasal sendikal haklarını kullanmaktan çekinir hale getirdiğini kabul etmektedir. İşte bu durum, 'caydırıcı etki' (chilling effect) olarak adlandırılır. Verilen ceza düşük olsa da, sendika üyelerini çıkarlarını savunmak amacıyla yasal grev veya eylemlere katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı için 'demokratik bir toplumda gerekli olmadığına' ve dolayısıyla orantısız bir müdahale olduğuna hükmedilmiştir. Bu nedenle bu tür bir disiplin cezası, AİHS m. 11'in ihlali sonucunu doğurur. (Bkz: Y. 18. CD, 2015/16631 E., 2015/10362 K. karar gerekçesindeki AİHM atıfları)