FETÖ/PDY üyeliği suçlamasıyla yapılan bir yargılamada, sanığın Bank Asya'da hesabının olması ve çocuklarını örgütle iltisaklı okullara göndermesi gibi eylemlerin, tek başlarına mahkumiyet için yeterli delil olarak kabul edilmemesinin altında yatan hukuki ilke nedir?
Bu eylemlerin tek başlarına mahkumiyet için yeterli kabul edilmemesinin altında yatan hukuki ilke, ceza hukukunun temel prensiplerinden olan **'suçta ve cezada kanunilik'** ve **'tipiklik'** ilkeleridir. Bir fiilin suç sayılabilmesi için, kanunda açıkça tanımlanan suç tipinin tüm unsurlarını taşıması gerekir. Silahlı terör örgütü üyeliği suçu (TCK m. 314/2), kişinin örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olmasını, örgütle organik bir bağ kurmasını gerektiren bir suçtur. Bank Asya'da hesap bulundurmak veya çocuğunu belirli bir okula göndermek gibi eylemler, işlendikleri tarihte yasal olan ve suç teşkil etmeyen fiillerdir. Bu tür yasal ve sosyal faaliyetler, tek başlarına, bir kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gösteren bir örgütsel faaliyet olarak nitelendirilemez. Yargıtay'ın ve AYM'nin yerleşik kararlarında (örn: Raziye Akçay, Nagehan Özgül), bu tür eylemlerin ancak örgüt talimatıyla ve örgütsel bir amaçla yapıldığı somut delillerle kanıtlanırsa (örn: olağandışı para transferleri) suçun bir unsuru olabileceği, aksi halde sempati veya irtibatı gösterse de tek başına üyelik suçunu oluşturmayacağı kabul edilmektedir.