HMK'nın 320. maddesi uyarınca basit yargılama usulünde dosya üzerinden karar verme imkanı, HMK m. 27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı' ile nasıl bir denge içinde yorumlanmalıdır?
HMK m. 320'nin tanıdığı dosya üzerinden karar verme yetkisi, HMK m. 27'deki hukuki dinlenilme hakkını ortadan kaldıracak şekilde geniş yorumlanamaz. Bu denge şu şekilde kurulur: Dosya üzerinden karar verilebilmesi için, tarafların dilekçeler teatisinin tamamlanmış olması ve mahkemenin kararını sadece bu dilekçeler ve eklerindeki delillere dayandıracak olması gerekir. Bu durumda taraflar, iddia ve savunmalarını sunma ve delillerini bildirme hakkını (hukuki dinlenilme hakkının unsurları) zaten kullanmış olurlar. Ancak, mahkeme re'sen yeni bir delil toplarsa, bir konuda araştırma yaparsa veya tarafların dinlenmesini gerektiren bir durum ortaya çıkarsa (örneğin, velayet davasında olduğu gibi), artık 'mümkün olan haller' koşulu ortadan kalkar. Bu durumda duruşma açarak taraflara yeni duruma ilişkin beyanda bulunma ve tartışma imkanı tanımak, hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir. Aksi takdirde, tarafların haberi ve katılımı olmadan toplanan bir delile dayalı karar verilmiş olur ki bu, adil yargılanma hakkının ihlalidir.