AYM'nin Raziye Akçay ve Nagehan Özgül kararları ışığında, bir delilin mahkûmiyet için 'belirleyici delil' olmasının, mahkemenin gerekçelendirme yükümlülüğü üzerindeki etkisi nedir?
Bir delilin, bir mahkûmiyet kararında 'tek veya belirleyici delil' olması, mahkemenin o delile ilişkin gerekçelendirme yükümlülüğünü önemli ölçüde artırır. AYM'nin bu kararlarında, mahkûmiyetin büyük ölçüde Bank Asya veya ByLock deliline dayandığı durumlarda, mahkemenin bu delilin güvenilirliğini, hukuka uygunluğunu ve sanıkla olan bağını her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya koyması gerektiği vurgulanmıştır. Sanığın, bu belirleyici delile yönelik temel ve makul itirazları (örneğin, 'ByLock'u ben indirmedim, başkası kullanmış olabilir' veya 'Bank Asya'daki para maaş birikimimdir') basitçe 'itibar edilmemiştir' denilerek geçiştirilemez. Mahkeme, bu itirazları çürüten, delilin neden güvenilir olduğunu somut verilerle açıklayan, ayrıntılı ve ikna edici bir gerekçe sunmak zorundadır. Belirleyici delile ilişkin gerekçelendirmedeki bir zafiyet, doğrudan adil yargılanma hakkının ve özellikle gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar.