HMK'nın yazılı yargılama usulüne ilişkin kuralları, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden 'davanın usulden reddine' karar verilmesini engellerken, HMK m. 320/1 basit yargılama usulünde 'dosya üzerinden karar' vermeye izin vermektedir. Bu iki durum arasındaki çelişki nasıl yorumlanmalıdır? Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/557 K. sayılı kararı bu konuda nasıl bir denge kurmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #78279

İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, iki usulün doğası farklıdır. Basit yargılama usulü, daha seri ve basit işler için öngörülmüştür. HMK m. 320/1, dosya üzerinden karar vermeyi mutlak bir kural olarak değil, 'mümkün olan hallerde' bir istisna olarak düzenlemiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/21-615 E., 2014/557 K. sayılı kararında kurduğu denge şöyledir: Eğer bir davada karar verilebilmesi için tarafların sunduğu dilekçe ve ekli deliller yeterliyse ve mahkemenin re'sen delil toplamasına, tanık dinlemesine, keşif yapmasına vb. tahkikat işlemlerine gerek yoksa, dosya üzerinden karar verilebilir. Ancak, mahkeme re'sen delil toplamaya başlamışsa (örneğin, kurumlara müzekkere yazmışsa), bu durum, dosyadaki mevcut delilleri karar için yeterli görmediği ve tahkikat aşamasına geçtiği anlamına gelir. Tahkikata geçilen bir durumda ise tarafları duruşmaya davet etmeden, onlara toplanan yeni delillere karşı beyanda bulunma hakkı (hukuki dinlenilme hakkı) tanımadan karar verilemez. Yani, 'mümkün olan haller' koşulu, mahkemenin ek bir inceleme yapma ihtiyacı duymadığı durumlarla sınırlıdır.