HMK m. 293'te düzenlenen 'uzman görüşü'nün hukuki niteliği nedir? Mahkeme, bir tarafın dosyaya sunduğu uzman görüşünü dikkate almak zorunda mıdır? Uzman görüşü ile mahkemenin atadığı bilirkişi raporu arasında çelişki olması halinde mahkeme nasıl bir yol izlemelidir?
HMK m. 293'te düzenlenen 'uzman görüşü' (uygulamadaki adıyla özel bilirkişi raporu), tarafların kendi iddia veya savunmalarını ispatlamak ya da teknik bir konuyu aydınlatmak amacıyla, masrafını kendileri karşılayarak aldırdıkları bilimsel bir mütalaadır. Hukuki niteliği itibarıyla bir 'delil'dir, ancak HMK'daki bilirkişi delili gibi mahkemenin resen başvurduğu bir delil değil, bir 'taraf delili'dir. Mahkeme, dosyaya sunulan uzman görüşünü dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4635 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin, özellikle dava konusuyla ilgili ve teknik bir konuda sunulan uzman görüşünü görmezden gelmesi veya gerekçesiz olarak reddetmesi, HMK m. 27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelir. Uzman görüşü ile mahkemenin atadığı bilirkişinin raporu arasında ciddi çelişkiler varsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Bu durumda mahkeme, mevcut bilirkişiden ek rapor isteyerek uzman görüşündeki iddiaları yanıtlamasını talep edebilir veya en sağlıklı yöntem olarak, önceki bilirkişiler dışında, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak tekrar rapor almalı ve çelişkiyi gidermelidir. Çelişki giderilmeden, sadece mahkemenin atadığı rapora dayanarak hüküm kurulması bozma nedenidir.