Hileli iflas suçunun (TCK m. 161) oluşabilmesi için 'iflas kararı'nın varlığı ne tür bir hukuki nitelik taşır? Bu suçun maddi unsurunu oluşturan hileli tasarrufların, iflas kararından önce veya sonra yapılması arasında bir fark var mıdır?
Hileli iflas suçunda, failin iflasına karar verilmiş olması bir 'objektif cezalandırılabilme şartı' niteliği taşır. Bu, suçun diğer tüm unsurları (hileli tasarruf, malvarlığını eksiltme kastı vb.) gerçekleşse bile, fail hakkında iflas kararı verilmediği sürece bu suçtan dolayı cezalandırma yapılamayacağı anlamına gelir. İflas kararı, fiili cezalandırılabilir kılan dışsal bir koşuldur. TCK m. 161 metninde '...bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde...' denilerek açıkça belirtildiği üzere, suçun maddi unsurunu oluşturan hileli ve malvarlığını eksiltmeye yönelik tasarrufların iflas kararından önce veya sonra yapılmasının bir önemi yoktur. Önemli olan, bu tasarrufların yapıldığı bir zaman diliminde, kişi hakkında bir iflas kararının verilmiş ve kesinleşmiş olmasıdır. (Bkz: Yargıtay 11. CD, 2008/352 E., 2008/1731 K.)