Hakem kararının iptali davasında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi yoksa Bölge Adliye Mahkemesi mi olduğu yönündeki tartışmanın temelinde hangi kanun değişiklikleri yatmaktadır? Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2907 K. sayılı kararında ulaştığı sonuç ve bu sonuca varırken kullandığı argümanlar nelerdir?
Tartışmanın temelinde, 01.10.2011'de yürürlüğe giren HMK'nın 410. maddesinin görevli mahkemeyi 'tahkim yeri bölge adliye mahkemesi' olarak belirlemesi ile daha sonra 6545 sayılı Kanun ile 5235 sayılı Kanun'un 5. maddesinde yapılan değişiklikle tahkime ilişkin davaların Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görüleceğinin düzenlenmesi yatmaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2017/2907 K. sayılı kararında, iptal davasında görevli mahkemenin **Asliye Ticaret Mahkemesi** olduğuna hükmetmiştir. Dairenin argümanları şunlardır: 1. **Sonraki Kanun-Önceki Kanun İlişkisi:** 5235 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik HMK'dan daha sonraki bir tarihtedir ve kanun koyucunun iradesinin bu yönde olduğunu gösterir. 2. **Özel Kanun-Genel Kanun İlişkisi:** 5235 sayılı Kanun, mahkemelerin görev ve kuruluşuna ilişkin özel bir kanun olup, HMK'ya göre öncelikli uygulanmalıdır. 3. **Kanun Koyucunun Amacı:** HMK m. 439'un gerekçesinde dahi 'ilk derece mahkemesi' ifadesinin kullanılması ve HMK m. 361/1'deki ifadenin (BAM kararları İLE hakem kararlarının iptali kararları) ikili bir ayrıma işaret etmesi, kanun koyucunun da iptal davasını bir ilk derece mahkemesi davası olarak gördüğünü desteklemektedir. 4. **Tahkimin Amacı:** İptal davasının önce Asliye Ticaret Mahkemesi, sonra istinaf, sonra temyiz sürecinden geçmesi, tahkimin süratli olma amacına aykırıdır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararından sonra doğrudan temyize gidilmesi gerektiği de zımnen kabul edilmiştir. (Karşı oyda ise 5235 sayılı Kanun değişikliğinin bir görev kuralı değişikliği olmadığı, sadece heyet halinde görülecek davaları düzenlediği savunulmuştur.)