TSK ve Emniyet mensuplarının görevleri nedeniyle uğradıkları zararlarda, idarenin sorumluluğunun 'görev kusuru'na dayanması ile 'hizmet kusuru'na dayanması arasında ne fark vardır?
Bu iki kavram birbiriyle yakından ilişkilidir, ancak aralarında bir nüans vardır. 'Hizmet kusuru', idari hizmetin kendisinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya işleyişindeki bir bozukluğu, yani anonim ve nesnel bir aksaklığı ifade eder (örneğin, yetersiz teçhizat, hatalı planlama). 'Görev kusuru' ise, Danıştay İDDGK'nın 2010/2740 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, hizmeti yürüten kamu görevlisinin (ajanın), hizmet içinde veya hizmet dolayısıyla, kendisine atfedilebilecek kişisel kusurunu ifade eder (örneğin, bir polisin silahını dikkatsiz kullanarak arkadaşını vurması). Ancak bu kişisel kusur, hizmetten ayrılamayacak nitelikte olduğu için, sonuçta yine idarenin sorumluluğunu doğuran bir 'hizmet kusuru' türü olarak kabul edilir. İdare, personelin görev kusurundan dolayı ödediği tazminatı daha sonra o personele rücu edebilir.