Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2018/539 sayılı kararında, bir komiserin kimlik sorma sırasında tartıştığı vatandaşa yumruk atarak kulak zarını patlatması eylemi neden TCK m. 256 kapsamında değil de, TCK m. 86/3-d (kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak kasten yaralama) kapsamında değerlendirilmiştir?
YCGK'nın bu kararında eylemin TCK m. 256 yerine TCK m. 86/3-d olarak nitelendirilmesinin temel sebebi, olayda polisin zor kullanmasını gerektiren meşru bir durumun (örneğin bir direnişin) bulunmamasıdır. TCK m. 256, hukuka uygun bir görevin ifası sırasında, yasal sınırlar içinde başlayan ancak sonrasında ölçüyü aşan bir zor kullanma durumunu düzenler. Yani, ortada kırılması gereken bir direniş gibi meşru bir zemin olmalıdır. YCGK'nın değerlendirdiği olayda ise sanık komiserin, bir tartışma üzerine doğrudan vatandaşa saldırması, 'zor kullanma yetkisinin kullanılması' değil, doğrudan 'kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak' işlenmiş bir kasten yaralama suçu olarak kabul edilmiştir. Ortada kırılması gereken bir direniş olmadığından, yetkinin aşılmasından değil, yetkinin kötüye kullanılmasından bahsedilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr, Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suçu, Yargıtay Kararları)