Cinsel saldırı suçu teşkil eden bir eylem sırasında, mağdurun hareket özgürlüğünün kısıtlanması, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu (TCK m. 109) oluşturur mu? İçtima kuralları açısından durumu değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #77765

Bu durum, hürriyeti kısıtlamanın cinsel saldırı suçunun işlenmesi için zorunlu bir unsur olup olmadığına ve eylemin süresine göre değerlendirilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin Yargıtay 14. CD, 2018/5499 E, 2019/118 K.), cinsel saldırı suçunun işlenebilmesi için mağdurun hareket etme olanağının bir ölçüde ortadan kaldırılması zaten suçun doğal bir unsurudur. Eğer kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi, sadece cinsel saldırı suçunun işlendiği süreyle sınırlı kalmış ve bu suçun işlenmesini sağlamanın ötesine geçmemişse, fail ayrıca TCK m. 109'dan cezalandırılmaz. Bu durum, bileşik suç (TCK m. 42) benzeri bir yorumla, cinsel saldırı suçunun içinde erimiş sayılır. Ancak, fail mağduru cinsel saldırı eylemi bittikten sonra da alıkoymaya devam ederse veya saldırıdan önce uzun bir süre kapalı tutarsa, bu durumda her iki suçtan da (cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ayrı ayrı cezalandırılır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr, Cinsel Saldırı Suçunun Unsurları - Suçun Konusu ve İçtima)