Bir polis memurunun, görevini yapmasını engellemek için direnen bir şahsa karşı güç kullanması hangi hallerde hukuka uygun, hangi hallerde TCK m. 256 kapsamında suç teşkil eder? 'Ölçülülük' ilkesinin bu ayrımdaki rolü nedir?
Polis memurunun güç kullanması, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun (PVSK) 16. maddesi çerçevesinde hukuka uygundur. Bu maddeye göre polis, direnişi 'kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde' zor kullanmaya yetkilidir. Bu kullanım, kademeli ve ölçülü olmalıdır. Eylem, bu sınırlar içinde kaldığında hukuka uygun bir görevin ifasıdır. Ancak, kullanılan kuvvet, direnmenin mahiyetini ve derecesini aşarak 'görevin gerektirdiği ölçünün dışında' olursa, bu eylem TCK m. 256'da tanımlanan suçu oluşturur. 'Ölçülülük' ilkesi bu ayrımın temelini oluşturur. Örneğin, pasif direniş gösteren bir kişiye copla vurmak veya kelepçelendikten sonra tekmelemek, direnişi kırmak için gerekli ölçüyü aştığından TCK m. 256 kapsamında suç teşkil edecektir. (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar : 2015/11964 kararında ölçülü zor kullanmanın suç oluşturmayacağı belirtilmiştir.) (Kaynak: barandogan.av.tr, Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suçu)