CMK m. 170/6'ya göre, iddianamede 'suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe gösteren deliller'in belirtilmesi gerekirken, aynı maddenin 4. fıkrası 'yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmasını' emreder. Bu iki fıkra arasındaki ilişki nedir?
Bu iki fıkra birbirini tamamlayan ve iddianamenin özünü oluşturan hükümlerdir. Aralarındaki ilişki, genelden özele giden bir yapı gösterir. CMK m. 170/3-j (metinde 6 olarak atıf yapılan fıkra 3. fıkranın alt bendi olmalı), iddianamede 'suçun delillerinin' listelenmesi gerektiğini söyler. Bu, şekli bir unsurdur (Örn: Tanık A'nın beyanı, B raporu, C kamera kaydı). CMK m. 170/4 ise bu şekli unsurun nasıl 'içeriklendirilmesi' gerektiğini açıklar. Bu fıkraya göre, savcı sadece delilleri listelemekle yetinemez. Hangi fiilin, hangi delille ispatlandığını, yani vakıalar ile deliller arasında mantıksal ve hukuki bir 'ilişki kurarak' bir anlatı oluşturmalıdır. Örneğin, 'Şüphelinin olay yerinde olduğuna dair delil, X tanığının beyanı ve Y baz istasyonu verileridir. Şüphelinin maktule vurduğuna dair delil ise Z tanığının görgüye dayalı anlatımıdır' şeklinde bir ilişkilendirme yapmalıdır. Kısacası, 3. fıkra 'ne' olduğunu (deliller), 4. fıkra ise 'nasıl' olduğunu (bu delillerin olaylarla bağlantısı) düzenler. Bu ilişki kurulmadan hazırlanan bir iddianame, CMK m. 174 uyarınca iade sebebidir.