Cinsel saldırı suçu (TCK m. 102) ile çocuğun cinsel istismarı suçu (TCK m. 103) arasındaki ayrım sadece mağdurun yaşına mı dayanır? Mağdurun 'algılama yeteneği' bu ayrımda bir rol oynar mı?
Temel ayrım mağdurun yaşına dayanır. Mağdur 18 yaşını doldurmuş ise fiil TCK m. 102 (cinsel saldırı), doldurmamış ise TCK m. 103 (çocuğun cinsel istismarı) kapsamında değerlendirilir. Ancak, mağdurun 'algılama yeteneği' de bu ayrımda ve suçun nitelendirilmesinde önemli bir rol oynar. TCK m. 103/1-b, fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuğa karşı işlenmesini suçun temel şekli içinde bir alternatif olarak sayar. Daha da önemlisi, TCK m. 102/3-a, cinsel saldırı suçunun 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı' işlenmesini bir nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Bu, 18 yaşından büyük olmasına rağmen, zihinsel bir engel, hastalık veya alkol/uyuşturucu etkisiyle fiile rıza gösterme veya direnme yeteneği olmayan bir mağduru kapsar. Dolayısıyla, 18 yaşından büyük ama algılama yeteneği olmayan birine karşı işlenen fiil TCK m. 102/3-a uyarınca nitelikli cinsel saldırı olurken, 15-18 yaş arasında olup algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuğa karşı işlenen fiil TCK m. 103 kapsamında değerlendirilir. Yani yaş temel kriterdir, ancak algılama yeteneği de suçun unsurlarının ve nitelikli hallerinin belirlenmesinde kritik bir faktördür.