Yargıtay'ın 'şekli (usuli) mecburi dava arkadaşlığı' olarak nitelendirdiği durumlarda (örn: asıl-alt işveren ilişkisi), dava arkadaşlarının 'birlikte hareket etme zorunluluğu' (HMK m. 60) ilkesi tam olarak uygulanır mı?
Hayır, tam olarak uygulanmaz. 'Birlikte hareket etme zorunluluğu' ilkesi, daha çok 'maddi mecburi dava arkadaşlığı'nın bir sonucudur. Şekli mecburi dava arkadaşlığında ise temel amaç, gerçeğin tam olarak ortaya çıkması ve hukuki ilişkinin tüm tarafların katılımıyla doğru bir şekilde karara bağlanmasıdır. Bu nedenle, davanın tüm taraflara yöneltilmesi (teşmil edilmesi) bir zorunluluktur. Ancak, davanın esasına girildikten sonra, bu dava arkadaşlarının menfaatleri birbiriyle çatışabilir. Örneğin, asıl işveren muvazaa iddiasını reddederken, alt işveren farklı bir savunma yapabilir. Yargıtay 22. HD'nin 2017/5605 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, şekli dava arkadaşlığında, 'dava arkadaşlarının yaptıkları usulî işlemler birbirinden bağımsızdır' ve 'bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur'. Bu yönüyle, şekli mecburi dava arkadaşlığı, usuli işlemlerin bağımsızlığı açısından ihtiyari dava arkadaşlığına daha çok benzer.