Bir sanığın, daha önce işlediği bir suçtan dolayı hakkında çıkarılan yakalama kararına istinaden yakalandıktan sonra kaçması, TCK m. 292 kapsamında firar suçunu oluşturur. Peki, bu yakalama kararının kesinleşmiş bir mahkumiyet kararına mı yoksa sadece sanığın duruşmaya getirilmesine yönelik bir karara mı dayandığı, suçun nitelendirmesi açısından bir fark yaratır mı?
Evet, önemli bir fark yaratır. TCK m. 292, suçun failinin 'hükümlü' veya 'tutuklu' olmasını şart koşar. - Eğer yakalama kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün infazı için çıkarılmışsa, yakalanan kişi 'hükümlü' statüsündedir ve kaçması TCK m. 292'deki suçu oluşturur. - Eğer yakalama kararı, devam eden bir yargılamada sanığın duruşmada hazır edilmesini sağlamak (ifadesini almak vb.) amacıyla çıkarılmışsa ve henüz hakkında bir tutuklama kararı verilmemişse, yakalanan kişi hukuken 'sanık' statüsündedir, 'tutuklu' değildir. Bu durumda, lafzi yoruma göre TCK m. 292'nin unsurları oluşmaz. Ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/4578 K. sayılı kararında olduğu gibi, Yargıtay bu durumu 'gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçma' olarak yorumlayıp suçu yine de oluşmuş kabul edebilmektedir. Bu nedenle, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/8476 K. sayılı kararında belirttiği gibi, mahkeme, yakalama kararının aslını getirtip hukuki niteliğini (infaza mı, duruşmaya getirmeye mi yönelik olduğunu) net bir şekilde tespit etmeli ve sanığın hukuki durumunu buna göre belirlemelidir.