TCK m. 220/6 (örgüt adına suç işleme) ile ilgili AYM ve İHAM kararlarında vurgulanan 'hukuki öngörülebilirlik' ilkesi ne anlama gelir ve bu ilke TCK m. 220/6'da neden zedelenmiştir?
'Hukuki öngörülebilirlik' ilkesi, kanunilik ilkesinin (Anayasa m. 38, İHAS m. 7) bir alt unsurudur. Bu ilke, bireylerin, bir kanun metnine ve onun yargısal yorumlarına bakarak, hangi eylemlerinin suç teşkil edeceğini ve ne gibi sonuçlarla karşılaşacaklarını makul bir kesinlikle öngörebilmeleri anlamına gelir. AYM'nin Hamit Yakut ve İHAM'ın Işıkırık/Türkiye kararlarına göre TCK m. 220/6, bu ilkeyi zedelemektedir. Çünkü: 1) Belirsiz Tanım: Kanun, 'örgüt adına suç işleme'nin ne anlama geldiğini tanımlamamıştır. 'Adına' kelimesi çok soyut ve geniştir. 2) Geniş Yargısal Yorum: Yargıtay, bu ifadeyi, örgütle hiyerarşik bir bağ olmasa bile, örgütün genel ve soyut çağrılarına uyarak bir eyleme (örn: gösteriye katılma) iştirak etmeyi de kapsayacak şekilde çok geniş yorumlamıştır. Bu yorum, kişilerin hangi barışçıl eylemlerinin dahi bu ağır suçlama kapsamına girebileceğini öngörmesini imkansız hale getirmektedir. Bu belirsizlik ve geniş yorum, kanunu keyfi uygulamalara açık hale getirmekte ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.